Alerji Nedir?

Alerji; vücut bağışıklık sisteminin, aslında zararlı olmayan bitki poleni, ev tozu akarı veya hayvan tüylerinin zararlı gibi algılanarak vücudun bunlara karşı bir bakıma gereksiz yere antikor üretmesi neticesinde ortaya çıkar. Böylelikle polen veya diğer alerjenler vücut bağışıklık sisteminin hafızasında zararlı olarak kaydedilmiş olur. Antikor, bağışıklık sisteminde bir kere üretildikten sonra, vücudun aynı alerjen madde ile her karşılaşmasında histamin adı verilen madde otomatik olarak üretilir. 

Alerji Nasıl Bulgu Verir?

Vücutta kaşıntı, kızarıklık, burunda şeffaf renkli akıntı, burunda şişme, sık ve arka arkaya hapşırma ve gözlerde kaşıntı, göz altlarında morluk gibi alerjik şikayetlerin hepsine, gereksiz ve fazlaca salgılanan histamin maddesi neden olur.  Kişi ne kadar çok alerjen ile karşılaşırsa vücudun buna vereceği tepki yani salgılanan histamin de o kadar fazla olur. Bu nedenle polen alerjisi olan birinin kapalı ortamda çalışması ile serada çalışması veya günün çoğunu açık alanlarda geçirmesi ile evde veya işte geçirmesi farklı sonuçlar doğurur.  Alerjik rinit, alerjisi olan kişilerin yaşam kalitelerini düşürdüğü, iş ve sosyal yaşamında kısıtlamalara neden olduğu için özellikle bahar aylarında birçok kişinin kabusu olabilmektedir. Çünkü bahar aylarında havadaki polen miktarı aşırı çoğalmakta bu da, polen alerjisi olanlarda aşırı reaksiyona sebebiyet vermektedir. Polen alerjisine sıklıkla saman nezlesi, yaz veya bahar nezlesi de denilmektedir.

Alerjik Rinit Nasıl Bir Hastalıktır?

Alerji toplumun yaklaşık olarak %10 ile 25 ini etkileyen bir hastalıktır. Burun akıntısı, hapşırma, gözlerde yaşarmanın yanında burun tıkanıklığına da neden olduğundan geceleri uyku kalitesinin düşmesine sebep olabilmektedir. Alerjisi olan kişilerde sinüzit, orta kulak enfeksiyonları ve astım gibi hastalıklar daha sık görülürler veya bu hastalıklar daha zor tedavi edilirler. Alerjiye bağlı burun akıntısı ile solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ortaya çıkan burun akıntıları zaman zaman karıştırılabilmektedir. Alerjik akıntılar sırasında kişide ateş olmaz. Halsizlik burun tıkanıklığının verdiği uyku sıkıntısına bağlıdır ancak hiçbir zaman bir solunum yolu enfeksiyonunda görülen kadar halsizlik bitkinlik durumu olmaz. Kişi çoğunlukla kendini iyi hisseder.

 

Alerjik Rinit Hangi Aylarda Sık Görülür?

Ağaç polenleri daha çok nisan sonu mayıs-haziran ayında, çimen polenleri ise haziran-ağustos, yabani ot polenleri ise eylül-ekim aylarında sorun oluştururlar. Tüm yıla yayılan alerji nedenleri sıklıkla ev tozu, küf ve ev hayvanlarına bağlıdır. Ancak polen alerjisi olan kişilerde de erken dönem ve geç dönem polenler neredeyse yılın tamamına yayılan şikayetlere neden olabilirler.

Alerjisi Olanlar Ne Yapmalı?

Polen yoğunluğu en fazla mayıs-haziran aylarındadır. İklim koşullarına bağlı olarak nisan ortası ve temmuz ortasına kadar da bu yoğunluk uzayabilir. Hava yağmurlu ise daha az, rüzgarlı ve güneşli ise daha fazladır. Sabah saatleri de polen yoğunluğunun fazla olduğu zamanlardır. Alerjisi fazla olan kişiler rüzgarlı ve güneşli günlerde dışarıda fazla kalmamalı, bu süre içinde de gözleri gözlük takarak ve ağzı burnu mümkünse kapatarak dolaşmalıdır. Eve geldiğinde kıyafetlerini başka bir odada çıkarmalı ve saçlarda çok polen biriktiğinden tercihen saçlarını ve mümkünse duş alarak tüm vücudundaki polenleri en aza indirmelidir.

Polenin fazla olduğu aylarda ev ve özellikle yatılan oda kısa süreli havalandırılmalıdır. Yıkanan çamaşırlar ve havlular dışarıda değil, evin içinde kurutulmalıdır. Ev tozu akarı alerjisi olanlar yatak odalarındaki halıları küçültmeli veya hiç halı koymamalı, yatak çarşaf ve kılıflarını en az 60 derecede yıkamalıdırlar. Ev tozu akarları yani “mite” lar bu sıcaklık ve üzerinde ölürler.

Elbette ki en güzel korunma şekli alerjenden kaçınmadır ancak ne yazık ki bu her zaman sağlanamamakta ve yeterli olmamaktadır. Alerjenden kaçınma yetersiz kaldığı zamanlarda ilaç tedavisi gerekmektedir. Her hastanın alerjene verdiği reaksiyon farklı olduğundan ve yukarıda bahsedildiği gibi alerjen yoğunluğu günden güne değişebildiğinden dolayı her hastada, hatta her gün için farklı tedaviler uygulanır. Polen alerjisi olan çalışan bir kişi hafta içi kapalı bir ortamda ise daha az alerjenle karşılaşacağından daha rahat, hafta sonu dışarıda saatlerce kaldığında ise daha çok alerjenle karşılaşacağından çok daha sıkıntılı bir gün geçirecektir.

Alerjik Rinit Tedavisi

 Her hastada şikayet seviyesi farklı olabildiği gibi, aynı hastada dahi günden güne şikayet seviyesi değişebilmektedir. Bu nedenle, hastalara tedavi basamaklandırılarak yani aşama aşama verilir. Burun akıntısı ve tıkanıklığı fazla olan bir hastaya öncelikle burun içi kullanılan kortizonlu veya antihistaminikli (histamin salınımını engelleyen) spreyler verilmesi daha uygun olacaktır. Bu spreyler tek tek kullanılabildiği gibi beraber de kullanılabilirler ve böylece sinerji yaratarak daha güçlü etki gösterebilirler.

Burun spreyi ile yeterli sonuç alınamayan veya gözde kaşıntı gibi vücudun başka bölgelerinde de sorunu olan hastalarda anitistaminik denilen haplar kullanılabilir. Bu hapların en önemli yan etkileri uyku vermeleri ve ağızda kuruluk yapmalarıdır. İkinci jenerasyon grubunda olanlar az uyku verdiğinden daha çok tercih edilirler. Bu ilaçlar göz bulgularını da azaltırlar. Yine de yetersiz kalırsa göz damlaları da ek olarak kullanılabilir.

Bazen tüm bu ilaçlara rağmen hastaların şikayetleri devam edebilmektedir. Böyle durumlarda ağızdan alınan lökotrien antagonisti denilen ikinci bir alerji ilacı verilebilir. Antihistaminik ve lökotriene antagonisti ilaçların bir arada olduğu ilaçlar da piyasada bulunmaktadır. Ancak daha önce de bahsedildiği gibi tüm ilaçların birden başlanması yerine ilaçların teker teker verilerek hastadaki etkinliğinin gözlenmesi daha doğrudur. Böylelikle gereksiz yere fazladan ilaç kullanımının önüne geçilmiş olunur.

Tüm bu tedavilere rağmen hastada hala daha şiddetli alerji bulguları devam ediyorsa, kasa yapılan, yavaş ve uzun süreli salınımlı ( depo dediğimiz) kortizon iğneler de uygulanabilir. Ancak kortizon iğne her zaman son çare olarak düşünülmeli ve hastaya ilaç hakkında yeterli bilgilendirme yapılmalıdır. Bu iğnelerin en önemli sakıncası böbrek üstü bezlerini baskılayarak hormon dengelerinde bozulmaya neden olmasıdır.

Alerjik Rinit Cerrahi Tedavi

Uygulanan tedavilerin yeterli olmadığı, burun tıkanıklığının fazla olduğu ve giderilemediği hastalarda, konka denilen burun içi etlerinin küçültülmesi operasyonları düşünülebilir. Konkalarher iki burun pasajında alerjiye bağlı olarak şişerler, burun pasajını kapatırlar ve hastanın daha zor nefes almasına neden olurlar. Burun tıkanıklığına bağlı olarak uyku sorunları gelişebilir ve gün içinde de yine tıkanıklığa bağlı olarak baş ağrısı ortaya çıkabilir. Hasta yaşantısını olumsuz etkileyen bu sorunun çözümü için, konkalara  radyofrekans yöntemiyle küçültme uygulanabilir. Konka radyofrekans yöntemi; doğru uygulandığında kanamasız ve ağrısız bir işlemdir.  İş kaybına neden olmaz. Aynı gün hasta taburcu edilir ve ertesi gün işine başlayabilir. Konkalar küçüldükleri zaman alerjenlere daha az tepki verir yani daha az şişerler ve göreceli olarak burun pasajını daha az kapatırlar. Böylelikle hastanın solunumu daha az etkilenir ve hayat konforu artar.